www.gencyer.net

ERKEK BEBEK İSİMLERİ 

 ACAR: Atılgan,çevik, Gürcü soyundan

 ACUN: Evren, kainat

 ABDULLAH: Allahın kulu

 ADAL: Ün kazan

 ADAR: Uygur metinlerinde geçen bir Türk adı; olgunluk, erginlik; omuzdaş

 ADNAN: İnsanlardan üstün olan; Vatan tutmak; Cennetin orta yerinin adı

 ADSAY: Moğol hakanlarından biri (Ölümü:1434)

 AFŞİN: Zırh,silah; Sultan Alparslan'ın komutanlarından biri

 AHSEN: En güzel

 AKAL: Beyaz ve kırmızı

 AKAN: Akmakta olan

 AKANAY: Akıp giden ay

 AKARSU: Sürekli akıp giden su

 AKDORA: Karlı dağın doruk noktası

 AKEL: Eli uğurlu anlamında

 AKIN: Düşman topraklarına yapılan saldırı. Birşeyin ardıarkası kesilmeyen geliş durumunda olması

 AKINALP: Savaşan yiğit kişi

 AKGİRAY:Temiz ve yaraşır

 AKGÜN: Parlak gün, uğurlu gün

 AKSOY: Temizsoy, paksoy; Uğurlu soy, kutlu soy

 AKSU: Kayalardan sızan tatlı ve duru su. Anadolu'da birçok akarsu ve yer adı.

 AKTAN: Ak renkli tan, kutlu tan, uğurlu tan

 AKTUĞ: Beyaz renkli tuğ; Kutlu tuğ, uğurlu tuğ

 ALANER: Alan eri, meydan yiğidi

 ALATAN: Güneşin doğuşundan önceki vakit

 ALATUĞ: Alaca renkli tuğ

 ALAZ: Yanan bir şeyin yayılan alevi

 ALDENİZ: Kızıldeniz, al renkli deniz

 ALDOĞAN: Al renkli doğan kuşu

 ALEMDAR: Sancak ya da bayrak taşıyan

 ALGAN: Kentleri, ülkeleri ele geçiren, alan

 ALGÜN: Kızıl gün; kızıl renkli güneş

 ALİ: Yüksek,büyük

 ALİCAN: Ali+Can: üstün yaradılışlı yüce kişi

 ALİHAN: Ali+Han

 ALİNUR: Ali+Nur

 ALİZE: Bir rüzgar adı

 ALKAN: Al renkli kan, temiz kan

 ALKANALP: Al kanlı yiğit

 ALKIM: Gökkuşağı

 ALKOR: Al renk almış kor ateş

 ALP: Büyük işler başaran; yiğit

 ALPAY: Cesur, ay gibi parlak, yiğit

 ALPER: Yiğit er

 ALPEREN: Ermiş yiğit, ermiş kahraman

 ALPERGİN: Yiğit ve olgun, ermiş

 ALTAN: Hakan'lara verilen san, güneişn doğarken ufka yaydığı kızıl renk

 ALTUNA: Tuna ırmağının gün batarken aldığı durum için Osmanlılar'ın verdiği ad.

 AMİL: Etken, etmen

 ANDAÇ: Anılar, hatıralar

 ANGIN: Ünlü, tanınmış

 ANIL: "Başkaları tarafından sözün edilsin", sakin, yavaş, ağır

 ARAS: Bir ırmak adı

 ARDA: Meriç ırmağının bir kolu; Sonra gelen; İşaret olarak yere dikilen nişan değneği

 ARDAHAN: Arda+HAN; Doğu Anadolu'da bir ilimiz

 ARDIÇ: Yemişleri ilaç olarak kullanılan ağaç

 ARCEM: Ar+Cem (Namuslu, arlı hükümdar, padişah)

 ARGUN: Gizli, saklı, arınmış. Kamıştan yapılmış bir çalgı; Vahşi hayvan

 ARIN: Arınmak eyleminden arın; sade ol

 ARKAY: Yükselmek, göğe doğru çıkmak. Her yana çıkık durmak

 ARKIN: Yavaş, ağır, sakin

 ARMAĞAN: Ödül

 ARMAN: Kutsal rüya, ermek istenilen şey, arzu

 ARSUN: Yüreğindeki temizliği yansıtan

 ASLAN: Güçlü ve yırtıcı bir hayvan. Gürbüz ve yiğit kişi

 AŞKIN: Aşmış, ileri

 ATA: Dede ve büyükbabalardan herbiri

 ATABEK: Selçuklularda şehzadelerin eğitimcisi

 ATAHAN: Soyu hükümdarlardan gelen

 ATAÇ: Atalardan gelen

 ATALAY: Ünlü, soylu, tanınmış

 ATANER: Baban, atan, soyun yiğit anlamında

 ATAOL: Yüce bir insan ol

 ATASAGUN: Doktor, hekim

 ATASOY: Ecdadı soylu

 ATEŞ: Yanıcı cisimlerin tutuşmasıyla ortaya çıkan ısı ve ışık

 ATİK: Çabuk davranan, çevik

 ATIL: Bir amaca doğru hızla ilerleme (A harfi uzatılarak okunmalıdır, aksi halde atıl durağan anlamına gelir)

 ATILAY: İleri atılan

 ATILGAN: Girişken, hevesli

 ATİLLA: Hun hükümdarı (Attila olarak yazılan şekli de türkçedir.)

 AYAZ: Hava ve gece için soğuk

 AYBARS: Ay gibi parlak, pars gibi çevik ve güçlü. Hun Hükümdarı Atilla'nın amcası

 AYBERK: Güçlü ışığı olan ay

 AYDEMİR: Yüzü kavisli bir çeşit keser

 AYDOĞA: Ay doğsun anlamında

 AYDONAT: Işık donat, parlaklık donat anlamında

 AYERDEM: Ay+Erdem

 AYGEN: Dost, gönüldeş

 AYKUT: Kutlu ay, uğurlu ay

 AYTAÇ: Ay+Taç

 AYTAN: Ay+Tan

 AYTAŞ: Ay gibi parlak ve sert

 AYTEK: Ay+Tek

 AYTUĞ: Ay gibi parlak tuğ

 AYVAZ: Savaş gemilerinde cerrah yamağı

 AZAD: Özgür, kurtulmuş, başına buyruk anlamında

 AZER: Ateş

 

BABÜR: Büyük Moğol devletini kuran hükümdarın adı

BAHA: Değer, kıymet, üstünlük

BAHADIR: Savaşlarda yılmazlığıyla üstünlük kazanan kişi

BALKAN: Sarp ve ormanlık sıradağlar

BALKAR: Kafkasya'da yaşayan Kıpkaç'ların bir kolu

BALKIR: Şimşek

BARAN: Direnci kıran, ulu, yüksek

BARBAROS: Avrupa'lılar tarafından Hayrettin Paşa'ya verilen isim

BARIŞ: Savaşın bittiğinin bir anlaşmayla belirlenmesinden sonraki durum

BARLAS: Cenkçi, savaşçı

BARTU: En eski Türk hanlarından biri

BAŞAR: Başarılı ol anlamında

BATIN: Karın, kuşak, nesil

BATU: Güçlü, kuvvetli

BATUHAN: Batının hanı; Güçlü, kuvvetli han

BATUR: Savaşlarda yılmazlığıyla üstünlük kazanan kişi

BATURALP: Yiğitler yiğidi

BAYHAN: Zengin han, soylu han; Beyhan

BAYKAL: Zengin kal, varlıklı kal anlamında; Deniz

BAYPARS: Zengin ve kaplan gibi

BAYÜLKEN: Yüce insan

BEDİZ: Resim, tasvir, süs

BEHA: Ender, zor bulunan

BEHİÇ: Şen, güleryüzlü

BELEN: Bel, geçit, iki dağ arasından geçen yol

BELGİ: İşaret, bellenecek şeye konulan im

BENGİ: Ölümsüz, hep kalacak olan

BENGİSU: Ölümsüzlük suyu

BERA: İlim ve cemalde üstünlük

BERAT: Birine nişan, madalya veya herhangi bir ayrıcalık verildiğini bildiren belge

BERK: Sert ,sıkı ,sağlam

BERKAY: Güçlü ve ay gibi

BERKE: Altınordu Hükümdarı

BERKİN: Çok kuvvetli, pekiştirilmiş

BERTAN: BER+TAN=Tan yemişi

BESİM: Güleç

BETİM: Kişi veya olayları gözde canlandırma, tasvir

BİLGE: Bilgili, iyi ahlaklı, olgun ve örnek kişi

BİLGEHAN: Bilgili ve soylu kişi; Göktürk imparatorlarından birinin adı

BİLGİN: Herhangi bir konuda derin bilgisi olan.

BİRANT: BİR+ANT= tek yemin

BİRGE: Hep beraber anlamında

BİRGEN: Yanlız, yanlızlığa alışkın

BİRHAN: Tek han, biricik han

BİRKAN: BİR+KAN= soyu tek

BORA: Yağmurdan önceki kısa ve sert yel

BORAN: Gök gürültülü sağnak yağış

BUĞRA: İki hörgüçlü,iri deve

BUĞRAHAN:  ilk müslüman türk hakanı olan " satuk buğrahan" adının birincisi. Karahanlılar devrinde yaşamış ve topluca türklerin toplu halde müslüman olmasına vesile olmuştur.

BULUT: Havada asılı durumdaki su damlacıkları topluluğu

BURAĞAN: Kısa süreli ,güçlü yel.

BURAK: Kişinin ruh durumu; Hz. Muhammed'in Kudüs'te dağa çıkarken bindiği at benzeri hayvan

BURÇAK: Baklagillerden bir bitki

BURKHAN: Heykel

CAN: Yaşamı sağladığına ve ölümle vücuttan ayrıldığına inanılan soyut varlık

CANALP: CAN+ALP=Cana yakın, sevimli yiğit

CANBERK: Sağlam, canlı, metin

CANDAŞ: Candan, değerli dost

CEM: Hükümdar,şah

CEMRE: Şubat ayında birer hafta aralıklarla önce havada, sonra suda ve en sonra toprakta oluştuğu sanılan sıcaklık yükselişi: "Bu cemre sözü Arapça kor ateş manasındadır."

CENK: Savaş

CESUR: Cesaretli,gözüpek,korkusuz

CEYHAN: Akdeniz bölgesinde bir nehir

Cihan: Dünya

CÖMERT: Eliaçık

CUMHUR: Topluluk,kalabalık

CÜNEYT: İyi ata binen binici

ÇAĞ: Başı ve sonu belli olan ve belli bir özellik taşıyan zaman dilimi

ÇAĞAN: Bayram; Doğan kuşu

ÇAĞATAY: Cengizhan'ın ikinci oğlunun adı

ÇAĞDA: Yeni bir çağa adım atılmış

ÇAĞDAŞ: Çağın koşullarına uyguna uygun; Aynı çağda yaşayan

ÇAĞHAN: Çağın hanı; Çağdaş han

ÇAĞIL: Çağlamak eyleminden çağıl; Küçük taş parçacıkları, çakıl

ÇAĞIN: Yıldırım; Çağa ilişkin

ÇAĞLAR: Çağlayan, çağlayıp akan; Şelale

ÇAĞLAYAN: Köpürerek yüksekten düşen su

ÇAĞRI: Davet

ÇAKABEY: Oğuzlarda bir Türk beyi

ÇAKIR: Göz rengi mavi, benekli

ÇELİK: Özel bir metal alaşımı; Sağlam

ÇETİN: Çözümlemesi güç olan

ÇEVİK: Çabuklukla davranan

ÇINAR: Uzun ömürlü bir ağaç cinsi

ÇIVGIN: Rüzgar ve karla karışık yağan yağmur

ÇOLPAN: Gözleri uzağı iyi gören; Çoban yıldızı

DAĞHAN: Oğuz tanrılarından biri; Yerkabuğunun çıkıntılı bölümleri; Eski Türklerde dağ tanrısı

DALAY: Deniz

DALGA: Denizin rüzgarlı havada kabarıp kıyıya sürüklenmesi; Hareketli su kütlesi

DARCAN: Sabırsız, aceleci

DEĞER: Yüksek nitelikleri olan kimse

DEHA: İnsan zekasının ulaştığı en yüksek nokta

DEMİR: Yeraltından çıkarılan işlemeye çok elverişli bir metel

DENİZ: Yerkabuğunun çukur bölümlerini kaplayan birbirine bağlantılı tuzlu su yığını; derya

DENİZHAN: DENİZ+HAN

DERİN: Çok gelişmiş, çok ilerlemiş

DERMAN: Güç

DESTAN: Efsane

DEVRAN: Zaman; devir

DEVRİM: Hızlı,geniş kapsamlı niteliksel değişim

DİNÇ: Güçlü ve sağlıklı kimse

DİRİM: Yaşama gücü

DOĞA: Yaradılış ve yapı özelliklerinin tümü; tabiat

DOĞAÇ: Önceden düşünülüp hazırlanmadan ortaya çıkan düşünce, eylem

DOĞAN: Kartalgillerden alıştırılarak kuş avında kullanılan yırtıcı bir kuş

DOĞANHAN: Doğan kuşu gibi çevik ve atılgan han

DOĞU: Güneişn doğduğu ana yön, şark

DOĞUKAN: Doğu halkından olan

DONAT: Giyindir, teçhiz et anlamında

DORUK: Zirve, dağların en yüksek yeri

DORUKHAN: Hanlar hanı (Öneren: Bahar Hamarat)

DUMAN: Bir maddenin yanmasıyla çıkan renkli gaz

DURU: Berrak,saf

DURUL: Berrak duruma gel anlamında

DÜNYA: İçinde yaşadığımız gezegen

ECEVİT: Çevik, atılgan

EDİZ: Yüksek yer, herşeyin yükseği

EFE: Batı Anadolunun yiğidi

EFKAN: Çığlıklar, inlemeler

EFLATUN: Açık mor

EFSUN: Büyü

EGE: Yaşça büyük,ulu

EGEHAN: Engin denizlerin hükümdarı

EGEMEN: Gücü yeter olup buyruğunu yürüten

EKİM: Sonbahar mevsiminde bir ay; Toprağı ekme eylemi

EKİN: Tahılın tarlaya atılmasından harman oluncaya kadarki adı

ELÇİ: Uzlaştırmacı

ELGİN: Yurdundan evinden uzak düşmüş kişi

ELHAN: Nameler, ezgiler

EMİR: Buyruk, komut

EMRAH: Saz çalıp, oynayan

EMRE: Dost, beylerbeyi, büyük erkek kardeş

EMRİ: Emirle ilgili

ENGİN: Uçsuz ,bucaksız

ENGİNSU: Deniz anlamında

ENİS: Dost,arkadaş

ENES: Hz. Ali'nin komutanı

ERDEM: Alçak gönüllülük; Düşünce ve davranışta iyiliklerin bir araya gelmesiyle beliren yetkinlik; Yiğitlik, doğruluk

ERDENİZ: Deniz gibi geniş ve engin er

EREN: Kendini tanrıya adamış kişi; Evliya, aziz

ERENDİZ: Jüpiter gezegeninin adı

ERGİN: Olgunlaşmış, ermiş kişi

ERGUVAN: Eflatun ile kırmızı arası çiçek açan süs bitkisi

ERİM: Bireyin erebileceği uzaklık

ERİNÇ: Hiç eksiği ve üzüntüsü olmama durumu; Huzur

ERK: Güç

ERKİN: İstediği gibi davranabilen,özgür

ERKSİN: Güçlü ve kuvvetlisin

ERKUT: Uğurlu er

ERSEN: Sen ersin anlamında

ERSİN: Ersin, erkeksin anlamında; Ateş küreği; Bir çeşit güzel kokulu bitki

ERTAN: Erken gün doğma zamanı

ERTUNÇ: Tunç gibi sağlam erkek

ERTUNGA: Yiğit, hakan

ESER: Yapıt

ETKİN: Hareketli, yaptırıcı

EVGİN: Aceleci, bir işin bir an önce olmasını isteyen

EVREN: Varolan şeylerin tamamı

EVRENSEL: Her şeyi kapsayan, dünya ölçüsünde olan

EYLEM: Bir amaç ve yöntemle yapılan hareketlerin tümü

EYÜP: Bir peygamber ismi

FADIL: Faziletli, ahlaklı

FAHİR: İftihar edilecek, övülecek

FAHRETTİN: Diniyle övünen

FAHRİ: Şeref ve itibar için yapılan iş

FAİK: Üstün, yüksek

FALİH: Başarı kazanan, isteğine ulaşan

FARUK: Haklıyı haksızı ayırabilen

FATİH: Fetheden, hüküm veren

FAZIL: Failetli, ahlaklı

FEHİM: Anlayışlı, zeki

FERDİ: Kişiye özgü

FERHAN: Sevinçli, neşeli

FERHAT: Güçlüyü yenip bir yeri ele geçiren

FERİD: Eşsiz, benzersiz

FERİDUN: Eşsiz, benzersiz

FERİT: Avcı kuş

FERRUH: Uğurlu, kutsal

FETHİ: Fetih ile ilgili

FEVZİ: Zaferle ilgili; Galip, üstün gelen anlamında

FEYEZAN: Su baskını ,sel

FEYYAZ: Bol,verimli,gür

FEYZULLAH: Allahın bilimi

FEZA: Uzay

FIRAT: Türkiye'nin en uzun nehrinin adı

FİKRET: Düşünce, akıl, anlayış

FİKRİ: Düşünceyle ilgili

FUAT: Kalp, gönül

FURKAN: İyi ile kötü arasındaki farkı gösteren herşey

GENCAY: Yeni doğmuş ay; Hilal biçimindeki ay

GERÇEK: Yakıştırma veya yalanı olmayan

GİRAY: Laik ve uygun anlamında; Eskiden Kırım prenslerine verilen ünvan

GÖKADA: Samanyolu gibi bağımsız uzay adası

GÖKALP: Mavi gözlü genç ve güzel yiğit

GÖKAY: Hem gök, hem ay; Güzel ay

GÖKBERK: Sağlam ve gök gibi mavi; Engin ve erişilmez

GÖKDAL: Yeşil dal, yeni dal

GÖKHAN: Göğün hanı; Oğuzhanın altı oğlundan biri

GÖKMEN: Sarışın, mavi gözlü kimse

GÖKOVA: Muğla ilinde bir körfez

GÖKSEL: Gökle ilgili

GÖKSENİN: Gök sana ait anlamında

GÖKTUĞ: Gök+Tuğ= mavi renki tuğ

GÖKTÜRK: Orta Asya da yaşamış eski Türk ulusu

GÖNEN: Yazın suyu kuruyan gölcük; Toprağın içerdiği nem, rutubet; Ekilecek toprağın tavlandırılması

GÖNENÇ: Bolluk ve rahatlık içinde yaşama

GÖRKAY: Güzel ay

GÖRKE: İhtişamlı, görkemli

GÖRKEM: Göz alıcı ve gösterişli

GURUR: Özsaygı, içdeğer

GÜÇLÜ: Gücü olan kişi

GÜN: Güneş, geneş ışığı

GÜNAL: Işık al, ışıklı ol anlamında

GÜNDOĞAN: Güneşle doğan, gün doğarken olan

GÜNDÜZ: Günün sabahtan akşama kadar süren aydınlık bölümü

GÜNEŞ: Gezegenlere ısı ve ışık veren gök cismi

GÜNEY: Her zaman güneş gören

GÜNSU: Güneş gibi temiz ve berrak su; Hem gün, hem su

GÜR: Bol ve güçlü

GÜRDAL: Sık dal, biraraya gelmiş güçlü dal

GÜREL: Oluş ve dönüşüm durumunda bulunan

GÜRKAN: Kanı gür, sağlıklı, hareketli, yerinde duramayan

GÜVEN: Korku ve kuşku duymadan inanma duygusu; Herhangi bir tehlikeden uzak olma durumu

GÜVENÇ: Güvenme duygusu

HAFIZ: Koruyan, saklayan; Kuran'ı ezberlemiş kişi

HAKAN: Eski Türk ve Moğol hükümdarı

HAKKI: Doğrulukla, adaletle ilgili

HALDUN: Sonsuz, ebedi olan

HALİL: Yakın dost

HALİM: Sessiz, sakin; Yumuşak huylu; Yavaş

HALİS: Katıksız, saf, temiz; Yanlız

HALİT: Sonsuz, sürekli

HALUK

Herkesle iyi geçinen,temiz huylu

HAMDİ: Allahı övmek, şükretmek

HAMDULLAH: Allahın övgüsü

HAMİ; Himaye eden, koruyan

HAMİT: Övgüye değer

HAMZA: Heybetli, azametli

HARUN: İnat eden, huysuz

HASAN: Güzellik, iyilik

HAŞİM: Gösterişli, muhteşem

HAŞMET: Görkem, gösteriş, büyüklük

HAYAT: Doğumdan ölüme olan süre

HAYATİ: Dirilik, canlılık; Hayatla ilgili

HAYDAR: Cesur, yiğit

HAYRETTİN: Dinin hayırlı, mübarek kıldığı

HAYRİ: Hayırla, iyilikle ilgili

HAYRULLAH: Allahın hayırlı ettiği

HAZAR: Barış, güven

HAZIM: Akıllı, işbilir

HINCAL: Öç al anlamında

HIZIR: Ölümsüzlüğe kavuştuğuna inanılan kişi

HİDAYET: Doğru yola girme, müslüman olma

HİKMET: Bilgelik, özlü söz, vecize

HİLMİ: Sakin, yumuşak huylu

HİMMET: Çaba, emek, irade

HÜDAVERDİ: Allahın verdiği

HÜR: Özgür

HULKİ: Yaradılışla ilgili, iyi huylu, ahlaklı

HULUSİ: Saf, içi temiz, samimi, içten

HURŞİT: GÜneş

HÜRAY: Ay gibi özgür

HÜRCAN: Özgür

HÜRKAN: Özgür soydan gelen

HÜSAM: Keskin kılıç

HÜSAMETTİN: Dinin keskin kılıcı

HÜSEYİN: Küçük sevgili

HÜSNÜ: Çok güzel

ILGAT: Esinli ve akış için kullanılan, yavaş yavaş anlamında

ILGAZ: Atla doludizgin ve ansızın yapılan akın saldırı

İLBAY: Vali

İLGİ: İki şey arasındaki ilişki, bağ; Bir şeye karşı duyulan merak; Belli bir olay veya düşünceye karşı olan eğilim

İLGÜN: Halk, ulus, ahali

İLHAM: İçe doğma, esin

İLHAN: Bir ülkenin başında bulunan hükümdar

İLKE: Bir nesnenin, bir olayın, bir varlık türünün doğuşunu sağlayan söz

İLTER: Yurtsever

İNAN: Bir şeyin doğruluğuna sarsılmaz bir duyguyla katılma.

İNANÇ: Bir düşünceyi doğru sayarak benimseme; Tanrının varlığına inanma

İSFENDİYAR: Pehlivan

İSKENDER: M.Ö. 4. yy'da yaşamış büyük imparator

İSTEMİHAN: Göktürk devletinin kurucusu

İZGİ: Akıllı, adaletli

İZLEM: İzlemek eylemi

KAAN: Hanlar hanı

KAHRAMAN: Yiğit,cesur

KAĞAN: Hakan, imparator

KAMER: Ay

KANAT: Kuşlarda uçmayı sağlayan üst üyeler

KANDEMİR: KAN+DEMİR=Kanmış tok demir anlamında

KARACA: Rengi karaya yakın, esmer; Avrupa ve Asya'nın ılıman bölgelerinde yaşayan kısa ve çatallı boynuzlu bir memeli hayvan

KARTAL: Yüksek kayalarda yaşayan yırtıcı bir kuş

KAYA: Büyük ve sert taş kütlesi

KAYIHAN: Güçlü hükümdar

KEREM: Lütuf

KERİM: Soylu, cömert, yüce

KILIÇ: Uzun ve kesici savunma aracı

KIRAÇ: Sulanmayan toprak, kır halinde işlenmemiş bitek olmayan toprak

KIVANÇ: Sevinç

KIVILCIM: Yanmakta olan ateşten sıçrayan küçük ateş parçaları

KORAL: Sınır muhafızı; Kaynağı dini ezgi olan orkestra parçası

KORAY: Kızıl renk almış ay

KORHAN: Kor ateş gibi han

KORKUT: Korkusuz, heybetli

KÖKSAL: Kök+Sal

KUBİLAY: Moğol hükümdarı

KUDAY: Tanrı

KUDRET: Erk, iktidar

KUNTAY: İri yapılı genç

KURTHAN: Kurt+Han

KURTULUŞ: Tehlikeli veya kötü bir durumu aşmak

KUTALP: Mutlu olmuş yiğit kişi

KUTLU: Uğurlu, ongun

KUTLUKHAN: Kirman'da hüküm sürmüş hanedan

KUZEY: Bir yön

KÜRŞAD: Göktürk Prensi

LAÇİN: Kahraman, korkusuz, yürekli.

LEMİ: Parlama, parıltı

LEVENT: Savaş zamanında deniz askerliği yapan asker sınıfı

LİDER: Önder

MAHİR: Becerikli, maharetli uz elli

MECNUN: Çılgın, deli

MELİH: Güzel, şirin, sevimli

MENGÜ / MENGİ: Ölümsüz, ebedi

MERİÇ: Balkan Yarımadasından geçen bir ırmak

MERT: Yiğit, sözünün eri

MERTCAN: Yiğit can

METE: Bey soyundan gelen, soylu

METEHAN: Bilinen en eski Türk hükümdarı. Liderliği ve harp sanatı bugün bile akademilerde ders olarak verilmektedir.

MİRALAY: Albay

MURAT: Dilemek ,arzu etmek

MURATHAN: Murat+Han

MUTLU: Ongun, mesut

NASUH: Öğüt veren, temiz, saf

NEDİM: Arkadaş

NEHAR: Gündüz

NESİM: Hafif ve tatlı tatlı esen rüzgar

NEZİR: Adamak anlamında

NİDA: Bağırma, sesle çağırma, haykırma

NİHAT: Huy, tabiat, yaradılış

OGÜN: Anımsanan, belirli bir günde doğan kimse

OĞRUN: Gizli, kimseye sezdirmeden

OĞUL: Erkek evlat; Hanedan ve soy belirtmede kullanılır

OĞULCAN: Can dost

OĞUZ: İyi huylu kimse

OKTAR: Ok atan, okçu

OLCAY: Mutlu, ongan

OLCAYTO: Şanslı

OLGAÇ: Olgun, yetişkin

OLGUN: Bilgi ve görgüsü gelişmiş, kamil

ONAT: Özenli,düzgün, uygun; Yararlı; Dürüst, iyi ahlaklı

ONATKUT: Kutlu insan, özünde dürüst ve iyi olan

ONAY: Uygun bulma

ONGAN: Özlem ve istekleri yerine gelmiş, mutlu

ONGUN: Çok verimli, mutlu

ONUR: Özsaygı, içdeğer; Şeref, haysiyet

ORÇUN: Ardıllar, halefler

ORHAN: Kent kağanı

ORKUN: Orta Asya Türklerinin en eski yazı türü

OYTUN: Kutsal

OZAN: Halk şairi; Şiir yazan kimse

ÖCAL: Yapılan kötülüğün acısını çıkar

ÖĞÜT: Birine doğru,uygun yol göstermek için söylenen söz

ÖKTEN: Akıllı, bilgili, kahraman

ÖMER: Dirilik, canlılık, yaşama, ömür sürme; İslam'ın ikinci halifesi Hz. Ömer'in adı

ÖMÜR: Hayat

ÖNAL: Önde ol, üstün gel

ÖNCEL: Bizden önce yaşamış olanlar

ÖNCÜ: Bir hareket veya düşünce akımını başlatan

ÖNDER: Topluluk davasında önde giden, yönlendiren kişi, lider

ÖNER: Önde giden er; Önermek eyleminden öner, tavsiye et

ÖNEY: Önde olan, üstün

ÖNSEL: Hiç bir denemeye dayanmayan, yalnız akıl yoluyla yapılan

ÖRSAN: Yüce adı olan

ÖVGÜN: Övülmüş, övülen kimse

ÖZALP: Öz yiğit, gerçek yiğit

ÖZAY: Gerçek ay

ÖZDEN: Özle, öz varlıkla, gerçekle ilgili

ÖZEN:Bir işin elden geldiğince iyi yapılmasına çalışma, ihtimam

ÖZENÇ: İstek; İmrenme

ÖZER: Gerçek er, özü er olan

ÖZGEHAN: Cana yakın, sıcak kanlı han, yürekli han, cesur han

ÖZGENÇ: Kişiliği genç olan

ÖZGÜN: Nitelikleri bakımından benzeri olmayan, eşsiz

ÖZGÜR: Herhangi bir koşul veya biçime bağlı olmayan, başına buyruk, hür

ÖZKAN: Soylu kan, gerçek kan, temiz kan anlamında

PAKER: Temiz, dürüst

PAMİR: Orta Asya'da bir yayla; Dünyanın çatısı

PAMİRHAN: Pamirler'in hükümdarı

PARS: Kedigillerden yırtıcı bir hayvan

PEKCAN: Çok can, çok cana yakın

PEKER: Güçlü yiğit, çok sağlam

PEKİN: Doğruluğu kesinlikle bilinen

PELİT: Palamut meşesi

POLAT: Çelik; Güç kuvvet

POYRAZ: Kuzeydoğudan esen rüzgar

RAFET: İyilik, çok acıma, esirgeme

RAGIP: Arzu eden, istekli, rağbet eden

RAHMİ: Acıyan

RAİF: Esirgeyici, merhametli

RAMİZ: Çok akıllı

RAUF: Çok merhametli, pek esirgeyen

RECEP: Heybetli, gösterişli, saygıdeğer; Üç ayların ilki

REFİĞ: Rahatlık ve huzur içinde yaşayan kimse

REFİK: Arkadaş, yol arkadaşı; Ortak; Koca; Ağırbaşlı

REHA:Zenginlik, bolluk içinde olma; Kurtulma, kurtuluş

REİS: Başkan

RENAN: İnleyen, ağlayan

REŞİD/REŞİT: Doğru yolu tutan; Olgun, yetkin

REVAN: Su gibi akıp giden

RIDVAN: Razılık, hoşnutluk, kabullenmek

RIFAT/RİFAT: Yücelik; Yüksek rütbe

RIFKI: Yumuşaklık, naziklik; Zarafet

RIZA: Hoşnut kalma, memnun olma; Razı olma, kabullenme; Kaderine boyun eğme

RİVA: Suya doymuşlar

RUHİ: Ruha ilişkin, ruha ait, ruhla ilgili

RUŞEN: Parlak, aydın; Belli, açık, aşikar

SABRİ: Sabra ilişkin, sabırlı kişi, sabreden

Sabutay: Cengizhan'ın en yakın arkadaşı

SADIK: Doğru, gerçek; Dostluluğu ve bağlılığı içten olan

SADİ: Mutlulukla ilgili

SADRİ: Yürekle, göğüsle ilgili

SAĞINÇ: Dayanıklı, yıkılmaz; Sağlıklı, sıhhatli; Güvenilir, inanılır bir temeli olan

SAİM: Oruçlu

SAİT: Kutlu, uğurlu; Cennetlik kimse

SALİH: Yararlı; Yetkili; Dinin buyruklarına uyan

SAMET: Çok yüksek, ulu; Tanrı adı; Hiçbirşeye ve kimseye gereksinimi olmayan

SAMİ: Duyan, işiten; Yüce, ulu, yüksek; Dinleyen, dinleyici

SAMİM: Birşeyin içi, özü, merkezi, temeli, kökü

SANBERK: Gücüyle tanınmış

SANCAK: Bayrak

SANCAR: Kısa kama

SANER: Ünlü, tanınmış

SARP: Dik, geçilmesi ve çıkılması zor

SARPER: SARP+ER=zor erkek kişi

SATVET: Zorlu

SAVAŞ: Silahlı mücadele, harp; Uğraşma, kavga

SAYGIN: Saygı gören, saygı gösterilen

SEÇKİN: Niteliklerinin yüksekliğiyle göze çarpan, elit

SEDAT: Doğruluk, haklılık; Dikkat

SEFA: Gönül rahatlığı, sakin olma; Eğlence, zevk, neşe

SELÇUK: Hatiplik yeteneği olan

SELİM: Doğru, dürüst, kusursuz; Kolayca iyileşen

SELMAN: Barış içinde bulunma

SEMEN: İyi beslenen

SEMİH: Cömert,eliaçık

SENCER: Kale, askeri siper

SERCAN: Sevgili, sevilen

SERDAR: Askerin başı, başkomutan, başbuğ

SERHAT: Sınır boyu, hudut, uç

SERKAN: Başkan, soylu kan

SERMET: Sürekli, devamlı

SERTAÇ: Baş tacı, çok sevilen

SERTUĞ: Baştuğ

SEZA: Değer, yaraşık, uygun

SEZAİ: Uygun, yaraşır

SEZGİN: Sezmiş olan

SİNAN Süngü, mızrak

SONAT: Bir veya iki şarkı için yazılmış 3-4 bölümden müzik yapıtı

SONER: Son er, artık erkek çocuğu olmasın anlamında; Sona er anlamında

SORGUN: Söğüt ağacının bir cinsi; Mısır kavağı

SÖYLEM: Konuşan bireyin kullandığı dil

SUALP: Asker, yiğit

SUNAY: Adak ayı

SUNGUN: Bağış, ihsan

SUNGUR: Soğukkanlı, sakin kimse

SÜAVİ: Herkesin yardımına koşan

SÜER: Yiğit asker

SÜERDEM: Erdemli asker

SÜHA: Büyükayı yıldız kümesindeki en küçük yıldızın adı

SÜMER: Aşağı Mezopotamya'da yaşamış bir kavim

ŞAHİN: Kartalgillerden yırtıcı bir kuş

ŞAH: Kral anlamında

ŞAN: Ün, şöhret

ŞANSAL: Şanın yayılsın

ŞARIK: Parlak, parlayan

ŞEHMUZ: Hükümdar soyundan gelen

ŞEN: Halinden memnun yaşayan ve etrafına yayan

ŞENER: Şen+Er

ŞİMŞEK: İki bulut arasında veya bir bulut içinde elektrik boşalırken oluşan kırık çizgi biçimindeki geçici ışık; Parıltı

TAHA: Yüksek bulut; Yaymak, düzgün serip döşemek; Peygamberimizin adlarındandır.

TAN: Sabahın gün doğmadan önceki zamanı, sabah aydınlığı

TANAL: Tan kızıl, kızıl tan anlamında

TANAY: Şafaktaki ay

TANDOĞAN: Şafak vakti; Tan vakti dünyaya gelen

TANGÜN: Hem tan, hem güneş

TANIL: Bilin, ün yap, isim yap

TANSEL: Tan vaktinin güzelliğini kendinde yansıtan

TANYOL: Işıklanacak yol, güneşlenecek yol

TARIK: Sabah yıldızı

TARKAN: Ayrıcalıklı, saygın kişi

TAYFUN: Şiddetli fırtına

TAYFUR: Bir kuş ismi

TAYGA: Avrupa'dan Doğu Asya'ya kesintisiz uzanan orman

TAYLAN: Boylu poslu kimse; Yele açık olan yer; Fırtınalı bozuk hava; Ormansız çıplak yer

TEOMAN: Duman, tuman; Hun imparatoru Mete Han'ın babası

TİBET: Çin'in batısında bağımsız bir bölge

TINAZ: Savrulmak için hazırlanan ekin yığını

TOKTAMIŞ: Altınordu devleti hanı

TOLGA: Eski savaşçıların başlarına giydikleri demir başlık, miğfer

TOLUN: Tamamıyla aydınlık ve yuvarlak olan

TOLUNAY: Dolunay

TONGUÇ: En büyük çocuk

TORAMAN: Tombul, iri yapılı çocuk

TOYGAR: Tarla kuşu

TOYGUN: Genç, delikanlı

TÖRE: Bir toplumun gelenek, görenek ve alışkanlıkları

TUFAN: Şiddetli yağmur

TUNCA: Meriç ırmağının bir kolu

TUNÇ: Bakır, çinko ve kalayın karışımından oluşan, pirince benzeyen koyu kızıl bir alaşım

TUTKU: Bir insanın isteme, duyma ve düşünmesine egemen olan çok güçlü duygu; Uzun süreli kalıcı ve güçlü duygulanım; Güçlü istek ve eğilimin yöneldiği amaç, ihtiras

TÜMAY: Sessiz, rahat, huzurlu

TÜMER: Çok, olanca erkek

TÜREL: Türe ile ilgili olan, hukuki

UFUK: Aklın alabileceği mesafe, sonsuz düzlem

UBEYDULLAK: Kulcuk

UĞUR: Bazı olaylarda görülen ve insana iyilik geitridiğine inanılan belirti veya bazı nesnelerde varolduğuna inanlılan iyilik kaynağı

ULUBEY (ULUĞBEY): Erdemleri bakımından çok büyük saygı gören erkek kişi; Büyük Türk bilgini ve gökbilimcisi Uluğbey

ULUÇ: Selçuklularda Türkmen beylerine verilen ad

ULUĞ: Büyük, yüce

UMAR: Çare

UMUR: Aldırış etmek, önemsemek; Tecrübesi çok olan, deneyimli

UMUT: Ümit, umulan; Güven duygusu veren kişi ya da şey

UNAN: Sadakat, bağlılık

URAĞAN: Birkaç kasırganın karşılaşmasıyla oluşan şiddetli fırtına

URAS: Mutluluk, talih, şans

UTKAN: Ateşli kan

UTKU: Zafer

UYGAR: Uygarlığa bağlı olan

UYGUR: Uygur devletinden olan kimse

UZAY: Bütün gökcisimlerinin içinde bulunduğu sonsuz boşluk

ÜLKÜ: Ulaşılmak istenen yüce dilek; Yanlız düşüncede varolan şey

ÜNAL: Ünün duyulsun

ÜNSAL: Herkesçe tanın, ünlü ol, ününü her yana sal

ÜNSAN: Ünlü ve sanlı

ÜRÜN: Denizlerden, topraktan ve insanlardan emekle elde edilen

VARGI: Varılan sonuç, hüküm

VARGIN: Varan, ulaşan, dileğine erişen

VELİ: Ermiş, Eren, Evliya

VOLKAN: Yanardağ

VURAL: Vurarak al

VURGUN: Tutkun, aşık

YAĞIZ: Esmer, Yiğit

YAĞIZHAN: Esmer han

YALGIN: Serap, Aşı kalemi almaya ve aşılamaya elverişli ağaç, çiçek

YALIM: Alev

YALIN: Sade, gösterişsiz

YALINAY: Bulutsuz gecedeki ay

YALMAN: Sarp, dik

YAMAN: Güç, beceri bakımından alışılmışın üzerinde olan

YANKI: Sesin bir yere çarpıp geri dönmesiyle oluşan ikinci ses, Bir olgunun çevrede uyandırdığı duygu

YARDAN: Sevgiliden

YAREN: Arkadaş, yakın dost

YARGI: Hüküm, muhakeme, Eleştirme

YARKIN: Güneş ışığı, güneş aydınlığı, Şimşek

YASİN: Kur'an'da bir sure

YAVER: Yardımcı

YEKTA: Tek, benzersiz

YENER: Yarıştığı kişiye karşı üstün gelen anlamında

YESUGAY: Moğol hükümdarı Cengizhan'ın babası

YETKİN: Gerekli olgunluğa ve bütünlüğe ulaşmış

YİĞİT: Güçlü, yürekli kahraman

YILAYDIN: Aydınlık yıl

YÜCE: Ulu

YÜCEL: Yüksel anlamında

www.gencsohbetci.net